Reklam
Reklam
Lalekent li Olmak Bir Ayrıcalıktır. - 15 Aralık 2017, Cuma Google+

Bodrum Kalesi

12 Şubat 2012
2.394 kez görüntülendi

Bodrum Kalesi

bodrum-kalesi

 

Muğla Bodrum ilçesinde bulunan kale, iki liman arasında üç tarafı denizle çevrili kayalık bir yarımada üzerinde yer almaktadır. Bodrum’un 1402’de Rodos Şövalyeleri tarafından ele geçirilişinden hemen sonra başlanan kalenin ilk duvarlarını Alman Mimar Heinrich Sclegelhold (1415-1437) yapmış, onu izleyen yıllarda ise kale yenilenmiştir.

Halikarnassos’ta bir deprem sonucunda yıkılan Maussollos’un mezar anıtının taş blokları, heykelleri, kabartmaları, mimari parçaları bu kalenin yapımında kullanılmıştır.

Kareye yakın bir plân düzenindeki kale, yaklaşık 180×185 ölçüsünde olup, en yüksek yeri deniz seviyesinden 47.50 m. yükseklikteki Fransız Kulesidir. Bu kulenin yanı sıra 1480’de John Candali İngiliz Kulesi’ni, Angelo Musvettola 1436’da İtalyan kulesini yapmış, onları Alman ve Yılanlı Kule izlemiştir. Burada yaşayan Saint Jean Şövalyeleri deniz yönünden gelecek bir hücuma karşı kendilerini güçlü kılmak için kara yönünü çift taraflı kalın duvarlarla takviye etmişlerdir. Kaledeki son değişikliği de Grand Master Pierre d’Aubusson 1476-1503’te yapmıştır.

Bodrum Kalesi’nde Rodos Şövalyeleri 1 Ocak 1523 yılına kadar burada hüküm sürmüş, bu tarihten sonra da Kanuni Sultan Süleyman’ın komutanlarından Palak Mustafa Paşa tarafından teslim alınmıştır.

Kalenin doğu duvarı dışında kalan karaya yönelik duvarları çifte beden duvarları ile takviye edilmiştir. Bunun da nedeni Şövalyelerin denizde güçlü donanmaları olduğundan, denizden yapılacak hücumları kolaylıkla karşılayabilmek düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Bu yüzden de kalenin deniz surları diğerlerine göre daha zayıf yapılmıştır. İç Kaleye yedi kapı ile girilmektedir. Bunlardan birinci kapı kalenin kuzeybatı köşesindedir. Karakol yanından bir rampa ile çıkılan bu kapı meyilli yolun arkasında kalmaktadır. Böylece herhangi bir saldırıda kapı, top atışlarına karşı korunaklı hale getirilmiştir. Kapının mermer lentosu üzerine Grekçe bir yazıt yerleştirilmiştir. Bu yazıtta 1512-1513 yıllarında kalede komutanlık yapan Jacques Gatineau’nun kalede casusluk edeceklerin cezalandırılacağı belirtilmiştir. Bu kapıdan Kuzey Hendeği diye isimlendirilen bir bölüme geçilmektedir. Kapının iç tarafında üçlü bir arma grubu bulunmaktadır. Bu armalar Haçlı Seferleri sırasında Avrupalıların kullandığı motif ve işaretlerdir.

Bodrum Kalesi’nin duvarlarında buna benzer 249 arma bulunmaktadır. Bu armalar çoğunlukla birbirine benzemektedir. Üzerlerinde haçlar veya bantlar, ejder ve arslan figürleri bulunmaktadır.

Kalenin birinci kapısının iç tarafında bulunan üçlü arma grubunun ortasındaki arma, kale komutanı Jaques Gatineau’ya aittir. Bunun üzerindeki iki arslanlı arma ise, devlet başkanı Gui de Blanchfort’a aittir. Bu armaların altındaki Latince kitabede; “İnanç, Katolik Kilisesi adına burada Gatineau tarafından korunacaktır” yazılıdır. Bu girişten eğimli bir yol ile ikinci kapıya ulaşılmaktadır. Bu kapının üzerinde de en üstte taçlı bir kartalın olduğu üçlü bir arma grubu bulunmaktadır. Bu armalar Fabrizio del Carretto (1513-1521), Cornelius Hamberoeck (1517-1518), Jacques Aylmer De La Chevalerie’e aittir. İkinci kapıdan sonra küçük bir avluya geçilmektedir. Bu avlunun denize bakan yönünde liman kulesi bulunmaktadır. Top koruganları da buraya yerleştirilmiştir. Bugün bu koruganlar müzenin sanat galerisi olarak kullanılmaktadır.

Kalenin üçüncü kapısı çok iyi korunmuş olup, duvarın içerisinde aşağıdan yukarıya doğru hareketli demir levha içerisinde kapı boşluğu ve yağ delikleri bulunmaktadır. Bu kapı üzerinde de Philibert De Naillac’ın (1396-1421) arması bulunmaktadır. Bu arma mavi zemin üzerine yapılmış iki beyaz leopardan oluşmaktadır. Bunun altındaki haçlı armanın kime ait olduğu bilinmemektedir. Bu kapıdan sonra kalenin batı hendeğine ulaşılmaktadır. Buradaki kale duvarlarının yeşil taşları Mauseleum’dan getirilmiştir.

Dördüncü kapının karşısında Liman Kulesi nişi içerisine bir Roma komutanının heykeli yerleştirilmiştir. Merdivenli bir tonoza açılan dördüncü kapı üzerinde Amaury d’Amboise’nin (1503-1512) arması bulunmaktadır. Dördüncü kapının solunda XIV.yüzyılda yapılmış Türk kalesine ait duvarlar bulunmaktadır. Dördüncü kapının duvarları üzerinde St.George’nin ejderhayı öldüren bir kabartması bulunmaktadır. Buradan iç kaleye geçebilmek için dar bir yol takip edilmektedir. İç kaleye tonozlu bir koridorla girilmektedir. Bu koridorun altında bir sarnıç bulunmaktadır. İç kale girişi üzerinde de Amauri d’Amboise’nin (1503-1512), kale komutanı Jacques Aylmer De La Chevalria’nın armaları bulunmaktadır.

İç avlunun sağında gotik üslupta küçük bir şapel görülmektedir. Şövalyelere ait olan bu şapel, kalenin yapımıyla birlikte 1402-1437 tarihlerinde yapılmıştır. Daha sonra 1519-1520 yıllarında da İspanyol şövalyeleri tarafından onarılmıştır. Şapelin ön cephesi bezemeli olup, içeriye ortada büyük yanlarda iki küçük kapıdan girilmektedir. Orta kapı üzerindeki üst üste iki pencere bitkisel bezemelerle süslenmiş olup, gotik üsluptadır. Şapelin güneyinde Osmanlı döneminde yapılmış bir hamam bulunmaktadır. Kale duvarlarına bitişik olan bu hamam dikdörtgen planlı olup, soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden oluşmuştur.

Kalenin kuzeydoğu köşesinde İngiliz Kulesi bulunmaktadır. Kulenin temelleri ana kaya üzerine oturtulmuştur. Üç katlı olan kulenin batısında biri sur dışında, diğeri de kuzeyde iç kalede olmak üzere iki girişi vardır. Günümüzde bu kule müzenin cam laboratuarı olarak kullanılmaktadır. Kulenin alt katında deniz seviyesine kadar inen birbirleri ile bağlantılı iki zindanı bulunmaktadır. Batı duvarının üzerinde Arkaik dönemde yapılmış bir arslan görülmektedir. Bu arslanın üzerinde de İngiliz Kralı IV.Henry’nin (1399-1413) kraliyet arması bulunmaktadır.

Bodrum Kalesi’nde İngiliz Kulesi dışında Yılanlı Kule, İtalyan Kulesi, Fransız Kulesi ve Alman Kulesi bulunmaktadır. Kalenin en eski kulesi olan Yılanlı Kuleye, girişinin yanındaki yılan kabarmasından ötürü bu isim verilmiştir. Fransız Kulesi ile İtalyan Kulesi daha geç dönemde yapılmıştır. İngiliz Kulesi yakın tarihlerde onarılmıştır.

Bodrum Kalesi 1964’te Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi adı ile ziyarete açılmıştır. Sualtı arkeoloji ve araştırmalarında ele geçen eserlerin oluşturduğu zengin bir müzedir. M.Ö.IV.-III.yüzyıllara tarihlendirilen Knidos, Rodos, İstanköy amforaları, Serçe Limanı kazısında çıkarılan Bizans batığı (M.S. XI.yüzyıl), Loryma antik kenti yakınlarında bulunan Cam batığı (M.S.XI.yüzyıl), Yassıada batıkları (M.Ö.XIV-M.S.XI.yüzyıl), M.S.VII.yüzyıl batığı, sikke ve mücevher örnekleri, Geç Miken devri eserleri ile camlar müzedeki belli başlı eserlerdir.

 

 Sultan Hamit tahta çıktıktan az sonra kale, hapishane olarak kullanılıyor. Birinci Dünya Savaşında kale bombardıman sonucunda haraboluyor. Günümüze kadar o viran haliyle kalıyor.
Kale’nin ilk bombardımanı şöyle olmuş; Gökova Körfezi’nde (Bodrum, bu körfezin kuzey ağzındadır), Oniki ada dolaylarında gelen geçen İngiliz ve Fransız gemilerini torpilleyen bir Alman denizaltısı varmış. Fransızlar, denizaltıya ait akaryakıtın Bodrum kalesinde depo edildiğini sanarak, Bodrum’a “Dupleix” kruvazörünü göndermişler. Kruvazör şafakla beraber gelip, Bodrum’un önüne demirlemiş. Bütün şehir masum bir çocuk gibi uyuyormuş. Kıyı boyunca deniz, beyaz evlere ve arkadaki dağlara ayna oluyormuş. Kruvazörün topçu komutanının; “Bu kadar güzel ve günahsız bir şehri nasıl topa tutacağız?” demiş olması ünlüdür.
Kruvazördekiler, oradaki bir jandarma çavuşuna, iki saate kadar kaleyi yoklama izni vermediği taktirde, zorla yoklayacaklarını bildirmişler. Çavuş da ne halt edeceklerse etmelerini, çünkü kendisinin izin veremeyeceğini söylemiş. İki bin nüfuslu küçük kasabada, on-onbeş av çiftesi, birkaç şeşhane ve çakmaklı bozması birkaç tüfek, bunlardan da başka düşmanın denize döktüğü mayınlarından çıkarılan dinamitlerle yapılma bombalardan başka silah yoktu. Kruvazörse, yirmi dört santimetrelik modern toplar taşıyordu. Yalnız yaşlılardan ve çocuklardan oluşan şehir halkı öylesine dayandı ki, geminin limana gönderilen bütün filikaları zapt ve içindekiler tutsak edildiler. Kruvazörün subayları şehirde silah yok diye güvertede dururken, birçoğu yaylım ateşiyle öldürüldüler. Kruvazör top ata ata çekilip gitti.
Milli Eğitim Bakanlığı, kaleyi antika diye saklıyor. Oysa ne sanat, ne de tarih bakımından bir değeri vardır. Sen Jan Şövalyeleri çeşitli uluslara mensup oldukları, her ulus da ayrı bir kulede oturduğu için, orası ancak Ortaçağ Avrupasının çeşitli kule mimarisinin bir müzesi olabilir. Kulelerden başka, bütün alanlarından yararlanılmalıdır.”

Böyle yazmış Balıkçı Mavi Sürgün romanında.

Yukarıdaki yazısında, Bodrum’un yerini belirtmek için, ….Gökova Körfezi’nde (Bodrum, bu körfezin kuzey ağzındadır)….şeklinde, Bodrum’un coğrafi konumunu tarif etme gereği duymuştur. Çünkü o zamanlar için antik çağlardakinin çok aksine Bodrum, kervanın zaten geçmediği, kuşun da pek uçmadığı bir yerdi. Günümüzde ise değil Türkiye’de, bütün dünyada bilinir olmuştur Bodrum.

 

 

Yine yukarıdaki yazısının son kısmında, Milli Eğitim Bakanlığı, kaleyi antika diye saklıyor. Oysa ne sanat, ne de tarih bakımından bir değeri vardır. Sen Jan Şövalyeleri çeşitli uluslara mensup oldukları, her ulus da ayrı bir kulede oturduğu için, orası ancak Ortaçağ Avrupasının çeşitli kule mimarisinin bir müzesi olabilir. Kulelerden başka, bütün alanlarından yararlanılmalıdır. diye yazmıştır. Kuleler de dahil bütün alanlarından yararlanılmış ve Bodrum Kalesinde, kendi alanında dünyanın en önemli müzelerinden biri olan, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi kurulmuştur.

Cevat Şakir Kabaağaçlı (Halikarnas Balıkçısı)’nın Anlatımıyla Bodrum ve Kalesi. Kendi Hayatını Anlattığı “Mavi Sürgün” Romanından Alıntı;

Kenthaber Kültür Kurulu

Lalekentli Reklam

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.