Reklam
Reklam
Lalekent li Olmak Bir Ayrıcalıktır. - 12 Aralık 2017, Salı Google+

2014 GENEL KURULU ARDINDAN

4 Ağustos 2014
1.531 kez okundu

yazar_11

2014 yılı olağan genel kurulumuz eskilerden daha olgun geçti. Hemen hemen katılan her üyenin söyleyecekleri vardı. Çoğu susmayı seçti. Gereksiz konuşarak konu dışına çıkanlar her zamankinden azdı. Sevgili üyelerin artık internete yöneldiğini ve burada paylaşılanlara oldukça fazla kişinin katıldığını düşünerek bu yıl da genel kurul ardından bazı görüşlerimi birkaç bölüm halinde paylaşayım dedim. Eksiklerimi/ yanlışlarımı düzelterek lütfen katkı yapar mısınız? Çok kişi okuyor ve değerlendiriyor çünkü.

SU MESELESİ
Su yetersizliği dünyanın genelinde var. Sitemizin konuşlandığı bölgede su sıkıntısı daha da çok var. Kaynakların iyi kullanılması, israf edilmemesi gerekiyor.
Lalekent’te yaşamaya başladığımız ilk yıllarda suyu paralı kullanıyorduk. Çoğu evde su saatleri hala yerinde duruyor. İstesek de istemesek de su gene paralı olacaktır. Muğla büyükşehir yapıldı, sitemiz belediyeye dahil edildi. Nitekim çöplerimiz belediye tarafından toplanmaya başlandı bile. Yakın gelecekte kent merkezlerinde yaşıyormuş gibi beldeli olma yükümlülüklerimiz ve umarım avantajlarımız da devreye girecektir. Yani SUYU KALLANAN PARASINI ÖDEYECEKTİR.
Bencil davranıp kıt olan su kaynaklarımızı bilinçsiz tüketenler, aslında yaptıklarının ilerde kendilerine de zarar vereceğini düşünemeyecek kadar aptallar.
Suyu evlere ulaştırmak ve atık suyu iyileştirmek, ciddi emek-gayret ve masraflar gerektiriyor. Suyun damlasını dahi kullanan, KULLANDIĞI ORANDA, bu emek ve masrafa katılmak zorundadır. Şimdiye kadarki uygulama adaletsizdi.
Örnekleyelim: Yıllık su ve atık-su giderleri (hatların-pompaların-ekipmanın arıza-bakım masrafları, elektrik giderleri v.s.) toplamı 36 bin lira olsun (-ki site giderleri içinde büyük bir rakam olduğunu biliyorum), üye başına 100 lira ödenir. Suyu koklayarak kullan da 100 lira öder, yüzlerce ton suyu saçıp savuran da 100 lira öder. Bu ayıp ve haksız uygulamadan nihayet çark ettik.
Özetlersek; paralı su tüketimine geçmemiz, su israfını önlemek için müeyyide dayatmaktan çok hakkaniyet adınadır.
Ortam yeşilliğinin, bitki örtüsünün korunması-idamesi, bahçeleri hortumla kuyu suyuna boğmadan da olanaklıdır.
PLAJ MESELESİ
Tamamen siyasidir.
Ülkemizin son zamanlarda içine düştüğü, tanımlamasında herkesin güçlük çektiği, ucube durumla ilgilidir. Yönetimlerimizin ihmali veya sucu yoktur. Olsa olsa bir nebze yetersizlik veya basiretsizlikten söz edilebilir. Bu yetersizlik/imkansızlık veya basiretsizlik kooperatif inşaatının ilk yıllarından beri devam etmiştir. Bir ara milyarlar harcayarak sahile, düzenleme amaçlı, duvar yapmıştık. Nice otel, nice site, nice şahıs kontrolündeki sahili istediği gibi düzenlerken, biz neden bu duvarı yıkmak zorunda kaldık ve ondan sonra çivi çakamadık. Kem-küm edecekler var, ama sonuç düşündürücüdür.
ECR-İ MİSİL: denizini kullandığımızdan dolayı maliye bize 68 bin lira kira tahakkuk ettirmiş (ecri misil). 20 seneden beri sahilden /plajdan yararlanmamızı bir düzene sokamadık. Sokamadık çünkü olay bizim irademiz dışında, yasal zeminin tutarsızlığından ve siyasi iradenin keyfiliğinden dolayı bulanıktır.
Anayasamızın 43.üncü maddesi ; “sahillerin kullanımında öncelikle kamu (yani halkımızın tümünün) yararı gözetilecektir” diye buyuruyor. Kıyı kanunu ve ilgili yönetmelikler benzer ifadeleri kullanmakla beraber, siyasi ve idari yozlaşma sonucu, anayasa buyruğunu sulandıracak uygulamalara yol açılmıştır. Kıyı ve sahillerin kullanımında keyfi, kayırmacı, çıkarcı, rantçı uygulamalar başını alıp gitmiştir.
Sahiller milletin/devletin mülkü (MİLLİ EMLAK) olarak ayrılmış ve yönetimi Maliye bakanlığı kanalıyla yürütmeye/hükumete verilmiştir. Milli Emlak müdürlüğü belediye sınırlarına giren sahilleri belediyelere, belediye sınırları dışındakileri de istekte bulunan özel kişilere ve/veya tüzel kuruluşlara kiralıyordu. Bazı belediyeler anayasanın ruhuna uygun olarak buralarda halka açık plajlar/tesisler işletiyordu. Belediyeler çoğunluklar Milli Emlaktan ucuza kiraladıkları sahilleri daha pahalıya kişilere/kuruluşlara kiralayarak gelir elde ediyorlardı. Aynı şekilde Milli Emlak da belediye sınırları dışında kalan sahilleri kişi/kuruluşlara hakkaniyetle veya siyasi kayırmayla veya başka baskılarla kiralayabiliyordu.
ANCAK,
Kiralanan sahillerin kullanımında “ÖNCELİKLE KAMU YARARI” ilkesi sulandırıldı ve başka başka şekillerde yorumlandı.
Bir kısım milletvekili Kıyı kanun/yönetmeliğinin uygulanışında anayasa ihlali var diye Yüksek yargıya başvurdu . Yüksek yargı “KAMU YARARINI ÖTELEYEN” bütün kiralamalara yol açan uygulamayı iptal etti. Ortaya bir hukuk karmaşası çıktı. Yasama yani meclis bu karmaşayı düzeltici önlem almadı. Yürütme yani hükumet umursamadığı gibi bu karmaşayı keyfi kullanmayı yeğledi. İstediği yerlerde görmezden geldi, istediği yerlerde vurdu abalıya.
Sonuç, Deli Dumrul meseline döndü.
Son geçerli durum; “50 METRE DERİNLİĞE KADAR SAHİL ŞERİDİ TÜM T.C. VATANDAŞLARINA AÇIK OLACAKTIR. KAPATAMAZSINIZ, KİRALAYIP SADECE BELLİ KESİMİN KULLANIMIYLA SINIRLAYAMAZSIN,” gibiyse de uygulamada kamu yararı kavramının kötüye kullanıldığı ve insanımızın yok sayıldığı görülüyor.
Şu anda yasal zeminde sahil kiralayıp plaj/tesisler oluşturmamız zor gibi görünüyor.
Sitemize dayatılan sahil kullanım kirası (ecr-i misl) miktarı idare tarafından kasıtlı olarak şişirilmiş bir rakamdır. Öyle görülüyor ki sebebi; bölgemizde ihanete taraf olmayan insanların kümelenişidir.
………………
2014 GENEL KURULU ELEŞTİRİSİ,
SİTE YÖNETİM PLANI, YÖNETİCİ VİZYONU,
SİTENİN İYİLEŞTİRİLMESİ VE GELECEĞİ gibi konuları da ilerde paylaşabilirim.
Saygılar
Kaptan 131/62

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.